Gizli Transaksiyonlar ve Psikolojik Oyunların Hayatımıza Etkisi

Gizil Transaksiyonlar ve Psikolojik Oyunların Karanlık Yüzü

İletişimde kelimelerin ötesine geçip yüz ifadeleri, mimikler ve ses tonuyla gizlenmiş ağızdan çıkan kelimelerin içeriğinden çok daha farklı anlamlar taşıyan mesajlar kullanılır. Gizil transaksiyonlar, iletişim sorunlarının başlıca nedenlerinden biridir.

Gizil mesajlar dediğimiz bu mesajlar ima yoluyla elde edilir ve bu mesajı kullananların üstlerinden sorumluluğu atmasına yardımcı olur. Bu iletişim şekli farkında olmadan psikolojik oyunların temellerini atar. Peki, bu oyunlar nasıl başlar, nasıl işler ve hayatımızı nasıl etkiler? İşte bu yazımızda psikolojik oyunlar ve gizli transaksiyonlar hakkında bilinmesi gereken her şeyi konuşacağız.

Gizil Transaksiyonlar: Farkında Olmadığımız Mesajlar

Gizli transaksiyonlar, iki kişi arasındaki iletişimde yüzeyde konuşulanlardan çok daha derin anlamlar taşıyan mesajlardır. Örneğin, bir iş yerinde yapılan bir konuşmada bir yönetici, “Bu rapor için gerçekten çok uğraşmışsınız, ama eksiklerinizi tekrar gözden geçirmeniz gerekecek” derken ses tonundaki küçümseyici vurgu ve göz teması kurmaktan kaçınması, aslında “Bu rapor hiç iyi değil, beklentilerimi karşılamadı” anlamını taşıyabilir. Belki de kendi iç dünyasında yaşadıklarına dair derin düşünceler içindedir ve andan bağımsız olarak buradaki düşünceler yüzüne yansımıştır. Ya da bambaşka bir anlamı vardır. Ama biz daha önceleri bize bu tarz yaklaşımda bulunanların bizi küçümsediği fikrini içselleştirmişsek bugün de aynı şekilde yorumlarız. Bu gizli mesajlar, karşımızdakinin davranışlarını yanlış yorumlamamıza ve duygusal tepkiler vermemize neden olabilir.

Bu transaksiyonlar sıklıkla varsayımlara dayanır, çünkü çoğu zaman asıl anlamını bilmeden karşı tarafın iletilerini yorumlarız. Bu da geçmişte yaşadığımız deneyimlere ve duygulara dayalıdır. Varsayımlarımız, eski yaralarımızı tekrar açabilir ve kendimizi aynı olumsuz döngülerde bulmamıza neden olabilir. Bu döngülerin bir adı var: psikolojik oyunlar.

Psikolojik Oyunların Kökeni ve İşleyişi

Psikolojik oyunlar, çocukluk döneminden itibaren başlar ve yetişkinlikte devam eder.

Bireylerin özellikle çocukluk döneminde baş edemedikleri sorunlarla yetişkin çağlarında yüzleşmek yerine o yıllarda geliştirdikleri alışkanlıklarını devam ettirerek ilişkiler kurmasıdır. Psikolojik oyunlar, fark edilmesi zor ancak hayatımızı etkileyen olumsuz davranış, duygu ve düşünceler toplamıdır.

Hayatımızı düzeltmek amacıyla oynadığımızı sandığımız bu oyunlar, çoğu zaman bize daha fazla problem yaratır. Oyunlar, yaşadığımız duygusal tepkilerden kaynaklanır ve tekrarlayan sahneler halinde hayatımızda yer alır. Bu oyunların büyük bir kısmı, farkında olmadan çocukluk travmalarımızdan kaynaklanan değersizlik duygularıyla beslenir.

Örneğin, çocukluk döneminde kendini değersiz hisseden biri, hayatı boyunca değerli hissetmek için çabalar. Ancak farkında olmadan, kendini değersiz hissettirecek ilişkiler kurarak, bilinçaltındaki değersizlik hissini pekiştirir. Bu oyunlar, hayatımız boyunca bize aynı tür insanları ve olayları çeker. “Neden hep aynı şeyleri yaşıyorum?” sorusunu sıkça sormamızın nedeni de budur. “Böyleleri de hep mi beni bulur canım?”

İş Hayatında Psikolojik Oyunlar: “Patron-Kurban” Oyunu

İş hayatında psikolojik oyunlar sıkça karşımıza çıkar. Bunlardan biri de “Patron-Kurban” oyunudur. İş hayatında patron-kurban oyunu, çalışanlar arasında sıklıkla karşılaşılan bir sorundur.

Bu oyunda, bir çalışan sürekli olarak patronunun eleştirilerine maruz kalır. Ancak eleştirilerin altında yatan asıl mesaj, “Sen hiçbir zaman yeterince iyi değilsin”dir. Çalışan ise bu eleştiriler karşısında pasif kalıp, kendini daha da değersiz hisseder ve performansını iyileştirmek için çabalamaz. Bu döngü, işyerinde düşük performans, motivasyon eksikliği ve yüksek stres seviyeleri ile sonuçlanır. Ya da bununla başa çıkmayı öğrenmek yerine “Benim burada yerim yok!” diyerek kim bilir kaçıncı işyerinden istifa eder.

Örnek olay: Bir çalışan, sürekli olarak patronu tarafından eleştirildiğini hisseder. İlk başlarda işine dört elle sarılır, ancak ne yaparsa yapsın takdir edilmediği için bir süre sonra bu eleştirilerin haklı olduğunu düşünmeye başlar. İş performansı düşer, özgüveni azalır ve sonunda “Ben bu iş için yeterince iyi değilim” diyerek kendini dışlar. Patron ise, çalışanını sürekli eleştirerek kendi üstünlüğünü pekiştirmeye çalışır. Bu oyun, her iki tarafın da tatminsiz olduğu bir sonuçla sona erer.

Aynı Senaryoları Tekrar Etmek: Geçmişin Tekrarı

İnsanlar, geçmişlerinde yaşadıkları olumsuz deneyimlerin izlerini taşıyarak benzer senaryoları tekrarlarlar. Aslında hayatlarında bir şeyleri düzeltmek, değiştirmek için oynarlar bu oyunları ama çözüm üretecek davranışlar olmadıkları ve işlevsiz oldukları için yeni sorunlarla baş başa kalırlar. Büyük resmi görebilmek kolay değil.

İnsanlar belirli durumlarda belirli oyunları oynarlar. Genelde replik replik tekrarlayabileceği sahneler hayatında yer alır. Geçmişin tekrarını yaşamak gibidir. “Ben ona böyle diyeceğim, o bana şöyle cevap verecek” diyebileceğimiz kadar nettir oyunun akışı.

Çocuklukta değersizlik hissi yaşayan bir kişi, hayatı boyunca bu duyguyu pekiştiren ilişkiler kurmaya devam eder. Her seferinde “Yine mi aynı şey oldu?” diyerek kendi yazgısını onaylar. Bu durum, kişinin iç dünyasında köklü bir ihtiyacın farkında olmamasından kaynaklanır. Aynı tür sorunları tekrar tekrar yaşamamızın nedeni de budur.

Bu döngüyü kırmanın ilk adımı, yaşadığımız tekrarları fark etmek ve bu oyunların dışına çıkmayı öğrenmektir. Her etkileşimde sadece bir repliği bile değiştirmek, oyunun yönünü değiştirebilir. Bu, küçük adımlarla başlar ancak zamanla büyük değişimlere yol açar.

Oyunların Üstesinden Gelmek: Danışmanlık ve Terapinin Gücü

Psikolojik oyunlar, kişinin yaşamında sürekli bir tekrar döngüsü yaratır. Bu oyunların farkına varmak, bireyin kendisiyle yüzleşmesini ve bilinçli tercihler yapmasını sağlar. Ancak bu döngüyü kırmak, çoğu zaman dışarıdan bir desteği gerektirir. Danışmanlık ve terapi, kişiye bu oyunların dışına çıkmayı öğreterek daha sağlıklı ilişkiler kurmasına yardımcı olur.

Oyunun dışında kalabilmenin şartı samimiyeti ve içtenliği alışkanlık haline getirmekte gizlidir. Birisinin kişiyi kötü hissettirici dolaylı bir yaklaşımda bulunduğunu hissettiğinde açıkça sorabilmektir. “Sen bana iyi bir şey mi söyledin, kötü bir şey mi?”

Terapide, bu tür oyunlar üzerinde çalışmak, kişinin yaşamında derin ve kalıcı değişimler yaratabilir. Danışmanlık ve terapi süreçlerinde, bu oyunların etkilerini analiz etmek mümkündür. Çünkü insanın küçüklüğünden getirdiği zayıflıkları fark etmesini ve üstünden atmasını sağlarlar.

Özellikle iş hayatında ve özel ilişkilerde bu oyunların tespit edilmesi ve değiştirilmesi, bireylerin daha doyumlu ve başarılı ilişkiler kurmasına olanak tanır. Uzman desteğiyle yapılan çalışmalar, oyunların çözülmesini hızlandırır ve kişiye hayatında daha büyük bir özgürlük sağlar.

Yeni Bir Senaryo Yazma Zamanı

Psikolojik oyunlar, hayatımız boyunca tekrar eden senaryolar yaratır. Bu oyunları fark etmek ve onları değiştirmek, hayatımızda derin dönüşümler yaratır. İş yerinde ya da özel hayatımızda aynı döngüleri yaşamaktan bıktıysanız, bu döngüyü kırmak ve yeni bir senaryo yazmak sizin elinizde. Kendi oyununuzu değiştirmek ve daha sağlıklı, doyumlu bir hayat sürmek için uzman desteği almayı düşünebilirsiniz. Bireysel terapi ve danışmanlık süreçlerinde, bu oyunların etkilerini fark edip, yeni bir senaryo yaratmanın mümkün olduğunu göreceksiniz.

Paylaş

Yanıtla

Your email address will not be published. Required fields are marked *