ÖZ ŞEFKAT

Yakın arkadaşınızın sıkıntısı varken ya da üzüldüğünde, ona nasıl davranırsınız? Kızar, eleştirir ve üzüntüsünü artırır mısınız, yoksa hatalı bile olsa onu rahatlatıcı, sakinleştirici bir yaklaşımda mı bulunursunuz? Omzuna kolunuzu dolayıp dostça destek verirsiniz, değil mi?

Çoğu zaman, arkadaşımızın acısından etkilenip yardım etme arzusu duyarız. Gerçekte bu acıma değil, şefkattir. İçinde sevecenliğin barındığı bir acıma ve yardım etme isteğidir. Kalbimizi ona açar, bağlı, anda, huzurlu hissederiz.

Aynı zamanda acı çeken kişiye karşı nezaket duygusunu da içerir; böylece acıyı iyileştirme dürtüsü de ortaya çıkar. Her insana kusurlu ve kırılgan olma iznini de verir şefkat duygusu. Herkes hata yapar, bu insan doğasının parçasıdır. Biraz hatanın faydası bile vardır; çıkaracağımız dersler bize doğruları öğretir, ileride daha büyük hataları önler.

Öz şefkat, kişinin kendine göstereceği nezaketten beslenir, acımızı kabul etmemizi, bu acıyı yaşamanın insani olduğunu anlamamızı sağlar. Çoğu zaman şikayet etmek yerine, sorunların üstesinden gelme isteği ile hareket etmemiz beklenir, zamanımızı üzüntüyle geçirmeyip sorunların üzerine gitmeliyizdir. Zor durumdayken o anın içinde ne olduğuna bakmak yerine hızlıca eyleme geçeriz, çünkü çoğu zaman böyle yapmamız gerektiğini düşünmüşüzdür.

Öz Nezaket

Kendimize göstereceğimiz nezaket de öz nezaket diye de adlandırılır; sürekli kendimizi yargılamayı ve aşağılayıcı içsel yorumları durdurmamız anlamına gelir. Başarısızlıklarımız, yetersizliklerimiz için kendimizi suçlarken özümüze ne kadar zarar verdiğimizi anlamalı, kendimizi yargılamaktan vazgeçmeliyiz.

Görevlerimizi başarıyla yerine getiremediğimizde kendimizi yargılamaya başlarız. Ortama yakışmayacak harekette bulunduğumuzda, bir arkadaşımızı incitecek sözü ağzımızdan kaçırdığımızda kendimize kızgınlık hissederiz. Ancak, başkalarının hatalarına karşı daha anlayışlı davranırken, kendi hatalarımıza daha sert davranmamız yanlış bir yaklaşımdır.

Kusursuz olmak mümkün değildir. Herkes zaman zaman başarısızlık yaşayabilir. Hayat her zaman planladığımız gibi gitmez. Hedeflerimize ulaşamadığımızda, kendimizi suçlamak yerine kendimize şefkat göstermeliyiz. Herkes değerlidir, ilgi ve özeni hak eder; şefkate layıktır. Öz şefkat gösterdiğimizde, kendimize saygımızı artırır, daha sağlıklı bir ruh haline sahip oluruz.

Kendimizi Yargılamayı Bırakalım

Kendimizi yargılamaktan uzaklaştıktan sonra değer verdiğimiz arkadaşlarımıza yaptığımız gibi duygusal destek vermeliyiz. Böylece zihnimizi sakinleştirir, kendimize sıcak, sevecen, anlayış dolu huzur sunarız.

Son zamanlarda çokça bahsedilen öz şefkat, dışarıdan gelen bir baskı değil, kişinin kendisini kabul etmesi, sevmesiyle mümkün olan duygusal süreçtir. Kişi kendisinden memnun değilse, içten gelen bir istek yerine yüzeysel ifadelerle “kendimi seviyorum” demesi yetersiz kalacaktır.

Kendimizi sevmeyişimizin altında, doğduğumuz andan itibaren anne ve babalarımızın mükemmel olmamız için bizi yönlendirmelerinin etkisi yatar. Sürekli “yap, yapma,” “doğru, yanlış” talimatlarını duyarız ve bu beklentilere uyum sağlama çabası içinde kendimizi yeterli hissedemeyiz. Bu süreçte, sürekli daha iyisini başarmak gibi umutsuz bir hedefin peşinde koşarız, farkına varmadan ulaşılamaz bir mükemmellik peşinden gitmeye başlarız. Anne, babalarımızın beklentileriyle uyum sağladığımızı düşündüğümüzde onların sesi kendi içimizdeki eleştiri halini alır, bu ses bizi sürekli yargılar. Onlar değil ama biz kendimize parmak sallarız farkında olmadan.

Öz şefkat, narsisistik tutum değildir. Bazı insanlar öz şefkati, kendilerini sadece kendi ihtiyaçlarına odaklanan, başkalarını umursamayan narsistik biçim olarak algılayabilirler. Ancak öz şefkat, başkalarına da saygı ve empatiyle yaklaşmayı içerir.

Bazen de insanlar kendini zayıf veya pasif görmek şeklinde yanlış yorumlayabilirler. Öz şefkat, kendinizi sevgi ve kabulle değerli hissetmekle ilgilidir; bu kişinin güçlü bir zeminde hareket etmesini sağlar.

Mükemmel Olmak Zorunda Değiliz

Öz şefkati, egonun ihtiraslı veya kibirli bir şekilde değil, anlayışlı, onaylayıcı bir şekilde yönetmek olarak düşünmek önemlidir. Ego, bazen insanları başkalarıyla kıyaslamaya veya mükemmelliğe zorlayabilir, bu da öz şefkatin yanlış anlaşılmasına sebebiyet verebilir.

Öz şefkat, bireyin sorunlarına gözlerini kapatması veya geliştirmeye çalışmaması anlamına gelmez. Tam tersine, öz şefkat kişinin kendi hatalarını kabul etmesini, bu hatalardan öğrenmesini ve kendini daha iyi bir insan olarak geliştirmesini teşvik eder.

Öz şefkat, kendine yönelik iyi davranmanın, başkalarına karşı duyulan sevgi ve empatiyle birleşebileceğini öğretir. Kendinize daha fazla sevgi göstermek, başkalarına da daha fazla sevgi ve anlayış sunmanıza yardım eder.

Öz şefkat, kişinin yaşadığı üzüntülerin yasını tutmasına izin vererek iyileşmesini, sağlıklı bir ruh haliyle hayatına devam etmesini sağlamak için yardım elidir. Ayrıca kendi sorunlarını başkalarının sorunlarından üstün tuttuğu, kendine şefkat gösteriyorken başkalarına göstermediği anlamına da gelmez. Sadece kendini de başkaları kadar değerli ve ilgilenilmeye layık gördüğü anlamına gelir.

Nihayetinde kendimizden memnun olmadığımızda, öz şefkat göstermek daha zorlaşır. Kendimize koşulsuz ve olumlu sevgi sunamayız. Ancak, yaşamın hem kendi hem de başkaları için anlam taşıdığını kabul etmekle, bu tür baskılardan kurtuluruz, kendimize şefkat göstermek için önümüzdeki engelleri kaldırırız.

Öz Şefkat Kişinin Kendine Armağanıdır

Öz şefkat hayatını huzurla yaşamak herkes için armağandır. Kendimize nazik, sevecen davranmaya alıştığımızda sevgiyi ve şefkati içtenlikle deneyimlemeye başlarız. Yaşamımızda pek çok zorluk olsa da kendimize yumuşak kucağımızı sunabiliriz. Tıpkı bir çocuğun annesinin kucağında rahatlaması gibi biz de kendimizi sakinleştirebilir, huzurlu hissedebiliriz. Sevgiyi hissetmek için başkalarının ilgi ve şefkatini beklemek zorunda kalmayız. Özgün davranışlarımıza izin verip güven dolu bir hayat deneyimleyebiliriz.

Başkalarına her zaman ihtiyacımız vardır. Ama onların yargılarından etkilenip kendimizi sevmekten, kendimize merhamet ve sevgi göstermekten vazgeçmeyeceğiz çünkü bizi bizden başka kimse bilemez.

Öz şefkat, kendimizi sevmekle mümkün olur. Kendimizi kabul etmek, değerimizi görmek ve kendimizi sevme pratiği geliştirmek önemlidir. Kendimize nazik ve olumlu yaklaşımla, daha mutlu ve tatmin dolu hissedebiliriz. Özümüze şefkat gösterdiğimizde, çevremizdekilere de daha sevecen ve anlayışlı bir şekilde yaklaşabiliriz.

Öz şefkat, kendimize ve başkalarına daha anlayışlı bir şekilde yaklaşmanın kapısını aralar. Kendimizi sevgi ve merhametle sararak, yaşamın getirdiği zorluklarla daha sağlıklı bir tutumla başa çıkabilir, başkalarına da aynı duygularla yaklaşabiliriz. Kendimizi onaylamak, değer vermek, öz şefkatin temelidir. Böylece, içsel huzur ve dışsal ilişkilerde daha fazla anlayış, sevgi bulabiliriz. Kendimize şefkat göstermek, kendimizi ve etrafımızdakileri daha iyi anlamamıza, desteklememize yardımcı edebilir. Kendimize nazik olalım, çünkü herkes şefkate layıktır.

Paylaş

Yanıtla

Your email address will not be published. Required fields are marked *